Şikayet şekavettir.
Şekavet haydutluk demektir.
Ancak ve ancak yapacak hiçbir şeyi kalmadığına kanaat getiren insan şikayet eder. Yapacağı bir şeyi olan insan onu yapar.
Birçok insan bu söylediğimin farkında olmadan kendince büyük mücadelelerin içerisinde başka bir çokları ile birlikte
uğraş sahibidir.
Sürekli şikayet ettiğinin ve bunu yapmanın bir çare olmadığının farkında bile değildir.
Kişilerin edimlerini tekraren konuşmanın zaman kaybı bir alışkanlığa dönüştüğünü düşünmez bile.
Hal böyle olunca;
Bizim toplumumuzda dikkat ederseniz genel söylemler kişiler üzerine şekillenir. Herkesi ilgilendiren herkesin yaşamına bir haliyle tesir edecek olaylar ve olayları yönetecek oluşumlar belirlenirken sistemden önce kişiler değerlendirilir.
Yapılacak işe göre uygun karakterleri bulmak yerine önce kişiler belirlenir, bir ekip olunur ve sonra onlara uygun iş aranır ki bazen aranmaz da.
İşte buna ‘adamcılık’ diyoruz.
Herhangi birilerinin herhangi görevlerde olmalarına da ‘liyakatsizlik’ diyoruz.
Bu değerlendirmeler yapılırken genellikle olumsuzlama üzerine yürütülür.
Öyle ki negatif söylemin daha hızlı ve tesir edici yayıldığını sanki herkes bilir gibidir ve negatif söylemin yayılmasının gerektiği konusunda hemfikirdir neredeyse herkes.
O kötü bu kötü şu kötü denirken;
İyi olan kim belirsizdir!
Ondan olmaz bundan olmaz şundan olmaz denirken;
Kimden olur? Sorusunun cevabı belirsizdir.
Şikayet; dedikoduyu dedikodu; körlenmeyi ve yıkımı tetikleyerek malumun ilanına, başarısızlığa sürükler. Sonra bu başarısızlık bir alışkanlığa dönüşerek sürüp gider. Sonunda bir bakarsınız ki olması muhtemel bir çok şey düşünülmemiş ve hedefe varılamamış.
Oysa ki;
Toplumsal olgu ve olaylar yeri ve zamanına göre oluşup değerlendirilirken; sistemler kazanıp sistemler kaybediyor.
Misyon; sistemin yapısını
Vizyon ise; topluma geleceğe dair önerisini tanımlanıyor.
Liderler; yönetim organizasyonun önemli bir parçası iken sistemin sahibi değiller.
Yöneticiler ise; nitelik ve donanımları ile sistemin bütününü tamamlıyorlar.
Ve tüm katılımcılarla ‘ortak hedefe’ rasyonel akılla yürünüyor.
Organizasyona destek veren herkesin az ya da çok mutlaka o organizasyona katkı sağlayacak bir özelliği vardır. Maharet;
o özelliği bulup çıkartmak ve makul bir şekilde sisteme entegre etmeyi başarabilmek.
Ne kadar çok iş; ne kadar çok işin ehline verilebilirse sistem o kadar rahatlar, akışkan olur, hızlı işler ve başarılı olunur.
Kuvvetli sistemler kabul görüp toplam yönetim hakkını elde ederken; ortalama makul sistemler için ise yazımın başından belirttiğim şikayet motivasyonu kaçınılmaz oluyor. Makul olmayan sistemleri ise konuşmaya gerek kalmıyor.
Türkiye’de istisnalar kaideyi bozmaz her yurttaş iyi kötü bir siyasi partiyi destekler ve bir futbol takımına sempati duyar. Yüksek oranda ise ne o siyasi partiye ne de futbol takımına üye olmazlar. Destekleri yine yüksek oranda tanıdık tanımadık insanlarla yapılan sohbetlerin içerisinde haklı çıkmak düzeyinde kalır.
Yani ne demek istiyorum;
Oynanan oyunu seyrederler. Oyuna hazırlık aşamalarına bir tesirleri olmadığı gibi oyunu kazanmaya da net bir katkıları yoktur. Bazen bir bilet alıp maça giderler ya da seçimlerde bir rey kullanırlar.
*Taraftar grupları ve siyasi parti üyelerini tenzih ediyorum. Pek tabii ki bu fasılda kastettiklerim onlar değil.
Bir de yazımı sıkıcı bulmuş olabilecek okuyucularım varsa onlar için; mutlu azınlık örneği vermek isterim;
İki kız kardeş yaşları da biraz geçkince, anne babaları yaşamını yitirdikten sonra onlardan kalan evde yaşıyorlarmış birazcık da asosyallermiş çok dışarıya çıkmazlarmış. Biri bir koltukta diğeri başka bir koltukta otururlarmış. Yaptıkları tek değişiklik arada bir koltuklar da yer değiştirmekmiş.
Biri diğerine dermiş ki; ‘görüyor musun bak önce neredeydik şimdi nereye geldik‘. Şikayetçi değillermiş yani. Oturduğu koltuğu değiştirmek yeterli geliyormuş onlara demek ki. Yeter ki oturacak koltuk olsunmuş.
Pek tabi evde oturan iki kız kardeş için makul bir durum sayılabilir.
-Bu kısmı sanki bizim için tanıdık olan siyasetçilere benzedi-
Yazımı tamamlarken Özcümle;
Bizim ülkemizin çözüme muhtaç sorunları var ve çözüm üretilemediği de görülüyor.
Şikayet etmenin çözüme giden yola müspet bir katkısı yoktur.
Esas olan küçükte olsa sağlam bir tuğla koymayı başarabilmektir.
Memnun olmadığın düzeni değiştirecek güç kişilerde değil tercih edilecek doğru sistemin yapısında doğal haliyle vardır.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.
Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.