Hem YENİ Parti'yi hem CHP'yi dizayn eden aktör ve anlayıştan yenilik çıkar mı!

Hem YENİ Parti'yi hem CHP'yi dizayn eden aktör ve anlayıştan yenilik çıkar mı!

Elbette biliyoruz ki;
Siyasette yeni bir sayfa açmak kolay değildir.

Yeni bir tabela asmak, yeni bir parti kurmak, yeni sloganlar söylemek ve “Yeni bir siyaset anlayışı” savında bulunmak tek başına siyaseti değiştirmeye yetmez.

Asıl sorun:
Eski siyasetin alışkanlıklarını, ilişkilerini, kadro hesaplarını, hiziplerini, delege düzenini ve kişisel ikbal arayışlarını gerçekten geride bırakabilecek misiniz?

İşte YENİ Parti açısından bugün sorulması gereken en önemli soru budur.
Kamuoyunda giderek daha fazla dillendirilen bir kaygı var:
YENİ Parti gerçekten yeni bir siyasi anlayışın temsilcisi mi olacak, yoksa Kocaeli'de olduğu gibi eski siyasetin yıllardır değişmeyen aktörlerinin yeni adresine mi dönüşecek?

Bu soru özellikle Kocaeli açısından daha da önemlidir!

Kocaeli siyaseti yıllardır aynı isimlerin, aynı ilişkilerin, aynı çevrelerin ve zaman zaman aynı siyasal hesapların farklı dönemlerde yeniden sahneye çıktığı bir alan olmuştur.

Bugün “YENİ Parti” denildiğinde toplumun beklentisi yalnızca yeni bir parti görmek değildir.

Yeni bir halk hareketi ve siyaset kültürü görmek istiyor!
Yeni yüzler, yeni anlayış, yeni kadrolar, yeni bir parti içi demokrasi…
En önemlisi de eski siyasetin hastalıklarından arınmış bir siyaset anlayışı.

Eski bagajlar gerçekten kapının dışında mı kalacak mı?

Geçmişte farklı partilerde görev yapmış, milletvekilliği, belediye başkanlığı veya parti yöneticiliği yapmış isimlerin YENİ Parti içerisinde yer alması elbette tek başına bir sorun değildir.
Siyaset deneyimi değerlidir!

Ancak burada kritik olan, tecrübenin partiye katkı olarak mı taşınacağı, yoksa eski ilişkilerin, ekiplerin ve siyasal hesapların yeni yapıya mı taşınacağıdır.

Eski hastalıklardan yaka silken toplumun asıl endişesi budur.
“Benim adamım, “Bizim ekip, “Bizim arkadaşlar, “Şu ilçe bizim, "Şu kadro benim…”

Bu anlayış YENİ Parti'nin içerisinde filizlenmeye başlarsa ki kimi milletvekilleri eski başkanlar ilçe başkanları eliyle başlamış gözüküyor, daha yolun başında eski siyasetin en büyük hastalıklarından biri yeniden üretilmiş olur.

Bunun adı artık yenilik değil, eski düzenin yeni tabelası olur!

Kişisel ikbal düzenine gerçekten son verilebilecek mi?
YENİ Parti açısından belki de en kritik sınavlardan biri de budur.

Kişisel ikbal peşinde koşanların; milletvekili, belediye başkanı, belediye meclis üyesi, parti yöneticisi veya kongre delegesi olabilmek için her türlü siyasi tezgahın, hesabın ve kulis oyununun içerisine girdiği eski ve hastalıklı anlayışa gerçekten son verilebilecek mi?

Yıllardır siyasetin en büyük sorunlarından biri, halkın ve ülkenin gereksinimlerinden önce kişisel siyasal kariyerin, makamın ve gücün öne geçirilmesidir.

Kongreler yaklaşınca ortaya çıkanlar, delege hesapları yapanlar, kendi ekiplerini oluşturanlar, makam ve mevki üzerinden siyaset kuranlar, seçim dönemlerinde halkın kapısını çalıp seçim sonrasında halktan uzaklaşanlar;
YENİ Parti bu anlayıştan gerçekten uzak durabilecek mi?

Daha da önemlisi:
YENİ Parti, kişisel ikbal hesabı yapanların değil, ülkeye ve topluma hizmet etmek isteyenlerin siyaset yaptığı bir parti olabilecek mi?

Genel başkan Özgür Özel vermiş olduğu bu amansız mücadelenin sonucunda;
Kamuoyuna bunun güvencesini verebilecek siyasal iradeyi, gücü ve kurumsal mekanizmaları oluşturabilecek mi?

Elbette ki yeni bir parti kurmak kolaydır.
Asıl zor olan, eski siyasetin makam, koltuk, delege ve kişisel güç üretme düzenini yeniden kurmamaktır.
Milletvekilliğini bir kariyer basamağı, belediye başkanlığını kişisel güç alanı, Belediye meclis üyeliğini siyasi gelecek yatırımı, Kongre delegeliğini ise parti içerisinde nüfuz kazanmanın, mezarlıkta koltuk kapma aracı olarak gören anlayışın YENİ Parti içerisinde yerleşmesine izin verilirse, ortada gerçek anlamda bir “YENİ”likten söz etmek olası değildir.

YENİ Parti'nin topluma vermesi gereken en önemli güvence belki de tam olarak burada yatmaktadır:
Makam için siyaset yapanlarla, toplum için siyaset yapanları birbirinden ayırabilecek misiniz?

Delege ağalığı ve hizipçilik olmayacak mı?

Yeni bir parti için en büyük tehlikelerden biri, daha kuruluş aşamasında küçük güç odaklarının oluşmasıdır.

Parti içi seçimler gerçekten demokratik olacak mı?
Delegeler özgür iradeleriyle mi hareket edecek?
Genel başkanın ve merkez yönetiminin gücü hangi mekanizmalarl sınırlandırılacak?
İl ve ilçe örgütlerinin iradesi gerçekten dikkate alınacak mı?
Yoksa geçmişte olduğu gibi merkezden belirlenen isimlerin örgütlere kabul ettirilmesi mi tercih edilecek?

Bir başka önemli soru da geçmişte siyasal sorumluluk üstlenmiş isimlerle ilgilidir.
Milletvekilliği yapmış, Belediye başkanlığı yapmış, Parti yönetimlerinde bulunmuş, Yıllarca siyasetin içinde olmuş, ancak ortaya koyduğu somut başarı bakımından toplumda artık heyecan ve karşılık oluşturamayan isimler, YENİ Parti'de geçmiş siyasal ilişkileri sayesinde yeniden etkili olabilecek mi?

Burada sorun insanların geçmişte siyaset yapmış olması değildir.
sorun, geçmişteki performansın, liyakatin, dürüstlüğün ve toplumdaki karşılığın dikkate alınıp alınmayacağıdır.

YENİ Parti gerçekten yeni yüzlere alan açacaksa, bunu sadece söylemde değil, kadro tercihlerinde göstermelidir.
Baykal'dan bu yana süregelen hastalıklar yeniden mi üretilecek?

CHP'de yıllar boyunca tartışılan parti içi hizipçilik, lider merkezli siyaset, delege hesapları ve kişisel güç mücadeleleri kamuoyunun hafızasındadır.

YENİ Parti açısından sorulması gereken soru:
Eski siyasetin bu hastalıkları YENİ Parti'de yeniden ortaya çıkarsa buna kim ve nasıl müdahale edecek?
Yaşı ve siyasal geçmişi nedeniyle yıllardır siyasetin içerisinde bulunan ve genel merkez nezdinde elde ettiği güç ile kimi aktörlerin yeniden sahneye çıkarak YENİ Parti'nin kadrolarını ve örgüt yapısını şekillendirmesine ne kadar izin verilecek?
Burada tecrübe ile vesayet arasındaki çizginin çok iyi korunması gerekir.

Ancak hiçbir siyasetçi, geçmişte sahip olduğu ilişkiler nedeniyle yeni yapının üzerinde belirleyici bir güç haline gelmemelidir.
YENİ Parti, eski siyasal aktörlerin kişisel nüfuz alanına dönüşmemelidir.

Liyakat mı, kazanabilecek aday mı?

Milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri belirlenirken yalnızca “Seçimi kazanabilir” kriteri mi yoksa liyakat, toplumdaki karşılık mı esas alınacak?
Sadece seçim kazanmak yeterli değildir.
Kazandığında nasıl yöneteceğin de önemlidir.
Kazandığımız belediyelerdeki belirlemiş olduğumuz meclis üyelerinin patır patır dökülmesinin açıklamasını hiç kimse liyakatla açıklayamaz.
YENİ Parti'nin kadro politikası, bu anlayış üzerinden şekillenirse gerçekten farklı bir siyasi kültürün temelleri atılabilir.

Profesyonel siyasetçiler mi, yeni yüzler mi?

YENİ Parti'de siyasi kariyerini yıllardır sürdüren profesyonel siyasetçiler mi öncelikli olacak?

Yoksa kendi alanında uzmanlaşmış, mesleğinde başarı göstermiş ve siyaseti makam değil ülkeye hizmet aracı olarak gören yeni yüzlere mi öncelik verilecek?

Toplum artık yalnızca siyasetçileri değil, işinin ehli insanları da siyasette görmek istiyor.
Mühendis, Hukukçu, Öğretmen, Doktor, İşçi, Emekçi, Esnaf, Akademisyen, Çiftçi, Genç, Kadın, Emekli;
Toplumun farklı kesimlerinden insanların siyasetin karar mekanizmalarında gerçek anlamda temsil edilmesi gerekiyor.

Gençler sadece oy deposu olmayacak mı?

Bir başka önemli sorun da gençlerle ilgili.
Siyasal partilerin hemen tamamı gençlerden söz ediyor.
Seçim zamanı gençlerin fotoğrafları paylaşılıyor, gençlere kürsüler veriliyor.
Ancak karar mekanizmalarına gelindiğinde tablo çoğu zaman değişiyor.
YENİ Parti bu alışkanlığı kırabilecek mi?
Gençler yalnızca seçim dönemlerinde oy istenen bir kitle olarak mı görülecek?
Yoksa parti yönetimlerinde, politika üretiminde ve karar alma süreçlerinde gerçek sorumluluk üstlenebilecekler mi?
Gençlere vitrin değil, gerçek siyasi sorumluluk verilecek mi?

Halk hareketi, Halkın partisi olmak tabelayla olmaz!

“Halkın partisi” olmak da yalnızca halka seslenmekle olmaz.
Genel başkan Özgür Özel gibi
Halkın arasına gitmek gerekir.
Seçimden seçime değil, her zaman sahada olmak gerekir.

Kocaeli gibi sanayinin, emeğin, çevre sorunlarının ve ekonomik sıkıntıların iç içe geçtiği bir kentte YENİ Parti'nin halkla kuracağı ilişki özellikle önemlidir.

Genel merkez yöneticileri seçimden seçime değil, yılın her döneminde sahada olacak mı?
İl ve ilçe örgütleri halkın sorunlarını merkeze taşıyabilecek mi?
Merkezden talimat bekleyen pasif örgütler yerine, yerel sorunları bilen ve gerektiğinde inisiyatif kullanabilen örgütler kurulabilecek mi?
Bunların tamamı YENİ Parti'nin samimiyetini gösterecektir.

Siyasi etik ve şeffaflık!

Bir başka temel sorun ise siyasal etik ve şeffaflık.

YENİ Parti gerçekten farklı olmak istiyorsa, yöneticilerinin ve milletvekillerinin kamuoyuna karşı hesap verebilirliği konusunda yüksek bir standart ortaya koymalıdır.
Geçmişinde ciddi etik tartışmaları bulunan veya toplumda güven kaybı yaşayan kişiler açısından da açık kriterler oluşturulmalıdır.

Özellikle hem CHP yönetiminde hem de YENİ Parti yönetiminde karşılığı bulunan kimi isimlerin iki farklı siyasal yapı içerisinde kendilerine alan açmaya çalıştığı yönündeki eleştiriler de göz ardı edilmemelidir.
Burada sorun kişileri hedef almak değildir.
Sorun siyasi kültürün değişip değişmeyeceğidir.

Asıl sınav kadro sınavıdır
YENİ Parti'nin önünde çok önemli bir fırsat bulunmaktadır.

Gerçekten yeni bir siyaset anlayışı inşa edebilir.
Bunun için geçmişin siyasal alışkanlıklarına mesafe koyması gerekir.

Yıllarca profesyonel siyaset yapan isimlerin deneyiminden yararlanılabilir olsa da parti onların kişisel siyasal alanına dönüşmemelidir.

YENİ Parti olmayı;
İl ve ilçe örgütlerinin kuruluş biçimi belirleyecektir.
Aday belirleme yöntemleri belirleyecektir.
Parti içi demokrasi belirleyecektir.
Şeffaflık belirleyecektir.
En önemlisi, eski siyasetin aktörleriyle nasıl bir mesafe kurulacağı belirleyecektir.

Son söz:
Tabela değişirse siyaset değişmiş olmaz

YENİ Parti gerçekten yeni olmak istiyorsa, toplumun kaygılarını küçümsememelidir.
Tam tersine bu eleştirileri bir uyarı olarak görmelidir.
Toplum artık yalnızca yeni bir parti istemiyor.
Yeni bir hareket, yeni bir siyaset istiyor.
Eski partilerde yıllarca görev yapmış, siyasal ilişkileri ve ekipleriyle yeniden güç kazanmak isteyen isimlerin yeni yapıda eski düzenlerini kurmalarına izin verilirse, bunun adı değişim olmaz.
Sadece adres değişikliği olur.

Bu nedenle YENİ Parti yönetiminin önünde çok açık bir tercih bulunmaktadır:
Ya eski siyasetin alışkanlıklarını gerçekten geride bırakacak
Yeni yüzlere, liyakate, şeffaflığa, parti içi demokrasiye ve toplumsal karşılığa dayalı yeni bir siyaset kültürü oluşturacaktır;
Ya da geçmişin siyasal aktörleri, ilişkileri, ekipleri, delege hesapları ve kişisel ikbal mücadeleleri yeni tabelanın altında yeniden örgütlenecektir.

Kocaeli kamuoyu başta olmak üzere toplumun beklentisi budur.
YENİ Parti, eski siyasetin yeni adresi olmamalıdır.
Çünkü bu toplum artık yalnızca “YENİ Parti” adını değil,
gerçekten yeni bir siyaseti görmek istiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Yüceak -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket CHP'de Yaşanan Son Gelişmeleri Nasıl Değerlendiriyorsunuz?