Kıymetli Okuyucularım;
Mizansendir ki;
Kurt kuzuya seni yiyeceğim der.
Kuzu niye kurt kardeş? Ben sana ne yaptım der?
Kurt: Sen suyu bulandırdın der.
Kuzu: Olur mu kurt kardeş sen suyun başındasın ben aşağısındayım. Ben nasıl bulandırırım? der.
Kurt: Sen şimdi değil geçen sene suyu bulandırdın der.
Kuzu: Yine yanıldın kurt kardeş ben geçen senenin değil bu senenin kuzusuyum. Ama Kurt kardeş ben anladım der Kuzu.
‘Sen beni yiyeceksin de suyu bahane ediyorsun’
İşte Mehmet Nazım GENÇTÜRK’ün başına gelenler tam da böyle.
Yasalar toplumsal düzeni sağlamak için var.
İnsanlar arasındaki eşitliği doğru uygulanarak sağlama işlevini görüyorlar.
Mehmet Nazım GENÇTÜRK;
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı.
16 yıldır avukatlık yapıyor.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi meclis Üyesi.
Mesleği icabı adaletin peşinde.
Kamusal görevi gereği gördüğü yanlışlıkları takip ve ifade etmek, düzeltilmesini sağlamak sorumluluğunda.
Birkaç yıl önce;
Orman arazisi içerisinde görevde bir milletvekilinin yakınlarına ait bir arazinin;
-açma yerleşme ile büyütüldüğünü
-olması gerekenden fazla imar yapıldığını
-kaçak ağaç kesimi yapıldığını
tespit ediyor ve durumu ifşa ediyor.
6831 sayılı orman kanunu çok açık.
Gazeteci bir arkadaşıyla gerçekleştirdiği bu fiil neticesinde özel alanı ihlal gerekçesiyle manidar bir şekilde iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırılıyor.
*Tabi süregelen bir uygulama bu davanın da hakimi yargılama sırasında değiştirildi.
Bu ceza avukatlık mesleğini icra etmesine engel, belki de siyasi hayatının sekteye uğramasına vesile bütün kişisel hayat düzeninin kökten değişmesine sebep olacak.
Peki neden?
Kamu vicdanını korumak adına yapılan; bir yanlışlığı ortaya koyup düzeltilmesini istediği için.
*Akıllara gelmez lakin en başta bu yasa dışı faaliyetleri gerçekleştiren insanların belki de yaşamlarını korumak için.
Herkes yasalara uysun dediği için.
Şöyle ki; tabiat ve insanlar arasında kurulu bir denge var.
Yasalar ayrıca bu dengeyi korumak için de varlar.
Siz bu dengeyi bir şekilde bozarsanız her ne kadar çevre sorunu olarak görünse de ifade edilse de sonunda en başta kendinizin zarar gördüğü bir tabiat cezalandırması ile karşılaşırsınız.
Mehmet Nazım, karışmasa parti ayrımsız tüccar, trampacı meclis üyesi olsa başına hiç iş gelmeyecek belli ki!
Ama öyle değil.
İyi ki de öyle değil.
Bir başka örnek de vermek isterim.
22. dönem AKP Balıkesir milletvekili idi Turan ÇÖMEZ. STK’lar ve yukarıda bahsettiğime benzer aksaklıklarla ilgili üstün duyarlılığı vardı.
Raporlar hazırlar partisine ve hükümete sunardı.
İstanbul’da helikopterle havadan orman arazilerini gezer elindeki dosyalarda belirtilen kaçak yapılanmalara bakardı. Ormanın tam ortasına yapılmış beş adet havuzlu villayı yasalara uygun olmadığı için rapor eder gerekli işlemlerin yapılmasını isterdi.
*Kendileri farkında değil. Ancak bu villaların sahipleri mazallah bir yangın çıksa kaçma olanağından yoksundular. Yangının içerisinde kalıp canlarından olacaklardı.
Rize’de bal üreticileri ile buluşur.
Bal üretim yol, yöntem ve maliyetlerini öğrenir. Marketlerde ‘hakiki denilen balın’ maliyetinden ucuza tescilli nasıl satılabildiğini, hileleri ile ortaya koyar, irdelerdi.
2007 yılında TBMM onu Nobel Barış ödülüne aday göstermişti.
2008 yılında da Partisi olan AKP, partisinin itibarını zedelediği gerekçesi ile onu partiden ihraç etti.
Şimdi o villaların usulsüz yapanlar, yine de o villalarda muhtemelen oturuyorlardır.
O sahte ballar yine tescilli ‘hakiki’ diye satılıyordur.
Bu ve benzeri tespit ve çabalarından dolayı Sayın Turan Çömez’in başına da bin türlü olumsuzluk gelmişti.
Turan Çömez 28. dönemde İYİ Parti milletvekili olarak benzer çalışmalarına devam ediyor.
Bahsettiğim iki kişinin çabaları da kamu vicdanını koruyup yurttaşların zarar görmesini engellemek adına yapılan vatanperver davranışlar.
*Her ikisi de tarlaları araç park alanı, antre-depo alanlarına meclis kararları ile trampa yapanlara, yasadışı ültimas kazananlara karşı insanlar.
Her ikisinin başına gelenlerde ADALETSİZLİK.
Şimdi avukat Mehmet Nazım GENÇTÜRK toplum yararına sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken kendi yaşamı ile ilgili büyük zorluklarla mücadele etmek zorunda.
BU HAKSIZLIK!
Muktedirlerin; örnek olsun kimse toleransla yasaları esnetenlere direnç göstermesin diye göz dağı verme biçimlerinden biri bu.
YASA DIŞILIKTAN DAHA KÖTÜ OLANI YASA DIŞILIĞIN MEŞRULAŞTIRILMASIDIR!
Pek tabii ki yasalara uymayı şiar edinmiş yurttaşlar ona sahip çıkacaklar.
Asla yalnız kalmayacak.
Özcümle;
Kurt kurttur, kuzu da kuzu, su da su.
Hikayeler de manidar.
Devleti yönetenler;
Suçluyu tolere edip, görevini yapanı cezalandırmamalı.
Devlette devlet gibi yönetilmeli.
Eğri olan odunu bile kamu kapısına layık görmemeli!
Soru şu ki;
‘HAKLI NAZIM, ŞİMDİ NE YAPMAK LAZIM?’
Bu soruyu her yurttaş kendine sormalı.
Önemli Not: Nazım’a dön git köyüne diyeceğim ama. Orda da derelerin önüne beton duvarlar örüyorlar, ormanlar üzerinde yasadışı birçok planlar uyguluyorlar!
Orda da başı beladan kurtulmaz.
Şimdilik bu kadar yine görüşürüz umuduyla.
Hoşça kalın dostça kalın.
Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.
Şimdi oturum açın, her yorumda isim ve e.posta yazma zahmetinden kurtulun. Oturum açmak için bir hesabınız yoksa, oluşturmak için buraya tıklayın.
Yorum yazarak Yeni Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.